TÜRKÜ YAKILAN KADINLARIMIZ (4)
AY DOĞAR AŞMAK İSTER türküsü Şanlıurfa'dan derlenmiş.
Türkünün kaynağı Hamza Şenses.
Salih Turhan türküyü plaktan yazarak notalamış: Ay doğar aşmak ister Top kakül yaşmak ister Benim bu deli göynüm Yare kavuşmak ister Haydi de nazlı yar güzelsin Bardakları dizersin Niye beni üzersin Aydoğar meşesinden Urfa'nın köşesinden Dilimle kan alayım Gerdanın şişesinden Haydi de nazlı yar güzelsin Bardakları dizersin Niye beni üzersin Nazmiye'm gel beni yakma Göğsüne gülleri takma Eğer beni seversen Düşman sözüne bakma Haydi de nazlı yar güzelsin Bardakları dizersin Niye beni üzersin Nazlı yarin, güzel yarin, bardakları dizen yarin, türküyü yakanı üzen yarin adı son dörtlükte açıklanıyor: NAZMİYE.
Türküyü yakan Nazmiye adını soyut, boşlukta, genel ad olarak kullanmamış türküde.
Nazmiye adına İYELİK eki eklemiş.
Böylece "onun Nazmiye'si" olmuş.
Onun Nazmiye'si ama onu üzen Nazmiye.
Türküdeki sözcükler eşelen dikçe "üzme, ayırma, koparma..." sözcüğünün NAZ için mi türkü yakana karşı koyduğu için mi kullanıldığı ikileminde gidip geliniyor.
Türkü yıllar içinde söylene söylene açık, öz bir dile ulaşmış.
Duygu, duygu, düşünce aktarılırken gereksiz sözcüğe yer yok.
İçten gelen; gözeden, oluktan, yalaktan suyun akması gibi doğal dizeler.
Biçim olarak bakıldığında yedili, sekizli heceler le oluşmuş dizeleri sakın ha eksik, "kusur" saymayın.
Unutmayın bu bir türkü, Dizelere giydirilen EZGİ yediyi de sekizi de yumuşatıyor..
Türküde çok başarılı bir görsellik var.
Doğa, coğrafya, coğrafyanın yaşayanları, coğrafyanın güzelleri...Ayrıntıya girmeden, önadlara boğmadan süzme bir betimleme örneği türkü: Ayın doğması, ayın aşması, top kakül, yaşmak, bardakları dizmek, ayın meşelikten doğması, Urfa'nın köşesinden doğması, dille kan almak, gerdan şişesi, göğsüne güller takmak, düşman sözüne bakmamak...Somut sözcüklere dayalı betimlemeyi duyguyu yansıtan soyut sözcükler bütünleştiriyor.
Uyum, duygu, iç titreme oluşturuluyor: deli gönül, nazlı yar, güzel, üzmek, yakmak, sevmek, düşman sözüne bakmak..
Türkü yakıcısı yer yer benzetme, aktarma gibi dilimizin yoğun anlatım gücünden dizeyi "oyuna, söz oyununa boğmadan" yararlanmış.
Bu, Türkçenin gücü, türkünün gücü, halk şiirinin gücü...Yıllar yılı bu güç "edebiyat fakültelerinde" divan şiirinde arandı...Saygıyla andığım doğan Aksan, Sabahattin Eyuboğlu, İsmet Zeki Eyuboğlu gibi önemli adlar Anadoluya, Anadolu dizelerine, Anadolu ekinine yöneldiler ATATURK, CUMHURİYET aydını, yazarı olmanın bilinciyle..
Sıra GÜLNAZ Da.
Gülnaz'ı tanıyalım: BAH GÖZÜNE BAH GÖZÜNE, Kerkük türküsü, Türküye Abdülvahit Küzeci kaynaklık etmiş.
Notayı yazan Salih Turhan.
O yarın ala gözleri Başa bela gözleri Korhum var düşüm ölüm de Ya da kala gözlerin.