TÜRKÜ YAKILAN KADINLARIMIZ (3)
Elma dalından, yaprak dalından ayrılmaya görsün...Yaşam ne, can ne...Türkücülerimiz ozanlarımız ana diliyle, arı duru dille, Anadolu kokusuyla ne güzel, ne içli, ne derin anlatmışlar duygularını.
Kendilerini, doğalarını açık, yalın, eksiksiz, derin.
Türkçenin gücü bu.
Türkülerde, ağıtlarda, koşuklarda, koşmalarda, güzellemelerde, koçaklamalarda atma türkülerde...Türkçenin gücü.
Aprınçur Tigin'de, Yunus'ta, Karacaoglan'da, Pir Sultan'da, Dadaloğlu'nda, Veysel'de, Mahzuni'de, Mahmut Erdal'da, Neşet Ertaş'ta...Türkçenin gücü, Türkçenin gücü Türkçe kullananda...Gazellerde, kasidelerde...Türkçenin gücünü aramak boşa emek...Akıntıya kürek çekmek...Türkçe yaşar sonsuza, Türkçe söyleyen yaşar..."Divanlar" sözcük gömütü...Gelelim Türkü'deki kavuştağa.Oy Hanno Hanno Hanno Yar Hanno Hanno Hanno Eller kınalı HannoGözler sürmeli Hanno Renk bütünleşmesi tamam.
Betimleme çok iyi.
İki üç sözcükle Hanno gelin betimi.
Abartısız. "Foturaf".
Tamam...Sözcükleri bütünleştirirken, dize kurarken biçimsellik.
Kanlı canlı gösterge.
İçerik? Ya içerik? Yalnız, yalnız ağlama.
Yunusça yaşın yaşın mı, hüngür hüngür mü yoksa? Yalnız, yalnız, salt aglama...Belki de ölümüne patırana patırana...Türkünün gücü.
Türk yırının gücü.
Yaktıranda mı yakanda mı çık çıkabilirsen işin içinden...Gerisi şöylece geliyor türkünün:Al almanın dördünüSev yiğidin merdini Seversen bir güzel sev Çekme çirkin derdini Oy Hanno Hanno Hanno Yar Hanno Hanno Hanno Eller Kınalı Hanno Gözler sürmeli Hanno Al elma dört olaydı Yiyene dert olaydı Bu elmanın sahabı Sözüne mert olaydı Oy Hanno Hanno Hanno Yar Hanno Hanno Hanno Eller Kınalı Hanno Gözler sürmeli Hanno Kınalı el, sürmeli göz, al elma, dert olmak, yiğidin merdini sevmek, çirkin derdi çekmek, yiyene dert olmak, sözünde mert olmak...Yalnız betimleme, yalnız görselleştirme, yalnız somutlaştırma mı bunlar? Sanmıyorum...Yaşam, yaşam ilkeleri, kişi, kişilik çözümlemeleri de yapılmış gibi.
Halk şiirimizin sağlam, sarsılmaz gücü, yapısı.
Biçim, ses, içerik...Gerçek şiir bu, dediklerimizin olmazsa olmazı...Bunları yıllarca DIVAN, SARAY, ZÜMRE şiirinde aradık..
Bulduk mu bence bulamadık...Asıl aranacağı aramadık..
Türkülerimizi, koşmalarımızı ağıtlarımızı...Bizde, kendimizde arayacak yerde elde, eli yeğleyende aradık..
Tonlarca kağıda yazık, diyecektim, desem mi? D.
Eyuboğlu'na günaydın.
Bu türkünün altında koldaşımız Salih Turhan'ın Notu: Bu türkünün Elazığ'daki bir çeşitlemesi dışında Erzurum, Bitlis, Diyarbakır ve Kerkük repertuvarında da çeşitlemeleri de bulunmaktadır.