İklim Krizinin Faturasını En Az Sorumlular Ödüyor
TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, iklim krizinin etkilerinin her geçen gün ağırlaştığını belirterek, krizden en az sorumlu olan kesimlerin en büyük bedeli ödediğine dikkat çekti.
Kuraklık, sel, aşırı hava olayları ve ekosistem kayıplarının milyonlarca insanın yaşamını doğrudan etkilediğini ifade eden Ataç, iklim politikalarının yalnızca sera gazı emisyonlarını azaltmayı değil, aynı zamanda iklim adaletini sağlamayı da hedeflemesi gerektiğini söyledi.
KÖMÜRDEN ÇIKIŞ VE ADİL GEÇİŞ ÇAĞRISIİklim krizine karşı mücadelenin temel adımlarından birinin kömürden çıkış olduğunu vurgulayan Ataç, enerji dönüşümünün yalnızca santrallerin kapatılmasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti.
Kömür bölgelerinde yaşayan işçilerin, yerel ekonomilerin ve toplulukların korunacağı bütüncül adil geçiş politikalarının hayata geçirilmesinin önemine işaret eden Ataç, çevresel etkiler gözetilmeden yapılan enerji yatırımlarının yeni toplumsal ve ekolojik sorunlara yol açabileceği uyarısında bulundu. “DOĞAYI KORUMADAN İKLİM KRİZİ DURDURULAMAZ”Ormanlar, tarım alanları ve su kaynakları üzerindeki madencilik baskısının giderek arttığını ifade eden Deniz Ataç, doğal varlıkların korunmasının iklim mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
TEMA Vakfı’nın verilerine göre 29 ilde toprakların yüzde 67’sinin IV.
Grup maden ruhsatlarıyla kaplı olduğunu hatırlatan Ataç, “İklim krizi yalnızca doğayı değil, yaşam hakkını, üretimi ve toplumsal adaleti de tehdit ediyor.
Türkiye’nin kömürden çıkış konusunda somut adımlar atması, aynı zamanda ormanları, tarım alanlarını ve su varlıklarını koruyan politikaları güçlendirmesi gerekiyor” dedi.
Ataç ayrıca yıl sonunda gerçekleştirilecek COP31 sürecinin, bilim temelli ve doğa dostu iklim politikalarının hayata geçirilmesi açısından önemli bir fırsat olduğuna dikkat çekti.
Haber Merkezi .